Salt'ın ne olduğundan bahsediyor Meriç Öner. Kamusal bir alan üzerine konuşmak tabi ki, bu alanın şehirdeki rolü, potansiyeli, ulaşılabilirliği konusunda bazı soruların belirmesine neden oluyor.
SALT, sanatın ve akademinin çeşitli disiplinlerini bir arada toplayan bir "ortam". Halka açık ve ücretsiz etkinlikler, sergiler, atölyeler düzenliyor; kütüphanesi ve arşivi kapsamlı araştırmalara uygun. Kamusal bir alan yani ve ücretsiz bir alan olması bu özelliğini daha da güçlendiriyor. Bu özelliği benim için çok değerli; sanatın ve bilginin ulaşılabilirliğini artırıyor ve bunun toplum için önemli olduğunu düşünüyorum.
Dinlerken, daha önce de aklıma gelen ana bir soru tekrar beliriyor:
Ulaşılması bu kadar mümkün bir alan neden bu kadar boş?
Salt mekanlarında biriken ve gelişen bilgi ve sanata daha fazla insan ulaşabilecekken, bu kadar az insanın mekanı ziyaret etmesi neden?
Salt'ın Beyoğlu'daki binasında yapılan sinema salonu örneğini ele alıyorum, bakalım soru beni nereye götürücek.
"Film gösterimi ya da başka etkinlikler olmadığı zamanlarda, insanların vakit geçirebilecekleri ve bunu kahve vs. almadan yapabilecekleri bir mekan oluşturuldu. İnsanlar bu mekana
sadece laptoplarını alıp gelebilirler mesela."
Meriç Öner
Bu mekan dolup taşmıyor. Nası yani!? Böyle bir imkan nasıl bu kadar az kullanılıyor? Çok mu çirkin çok mu soğuk? Fiziksel koşulları mı yetersiz? Ya da insanların haberi mi yok? Haberi neden yok? Salt'ın gizlenmediği şüphesiz.
Taksim'de bu ihtiyacı karşılayabilecek tek nokta değil aslında Salt Beyoğlu, bir de Gezi Parkı var. Boş diyemeyiz Park için tabi, ama potansiyelinden çok daha az insanı ağırladığı çok açık.
Benzer durumu Göğe Bakma Durağı için de gözlemlemiştim. Ne zaman yolum düşse Durak'a, birkaç insandan fazlasını göremedim, çoğu zaman kimse yoktu. Tabi konum ve kitle açısından Salt Beyoğlu'ndaki durumdan biraz farklı ama yine de birkaç insandan fazlasını görmem gerekirdi diye düşünüyorum. Hatta kimisi ilginç bir şekilde Durak'ın harika oturma birimlerinde değil de yanındaki banklarda oturmayı tercih etmişlerdi. İlginç.
Yukarıda bahsettiğim kamusal alanların ücretsiz olması, kullanılması için yeterli değil demek ki. Kamunun böyle imkanlara ihtiyacı olduğu konusunda şüphem yok, ama kamu bu ihtiyaçlarını karşılama konusuna ilgili mi? Ya da zamanı mı yok enerjisi mi? Yetersiz mi buluyor da kullanmıyor yoksa?
Bu noktada benim fikrim şöyle: Bu sorular çözüm bekleyen sorulardır. Toplumun iyi bir hale evrilmesinde kilit noktalardır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder